Erkan İşeri ile Söyleşi
Siz de iyi bilirsiniz, birçok yazar/yazar adayı birkaç kitap denemesinden sonra pes edip yazmayı bırakıyor, sizin şu an yirmi bir kitabınız yayımlandı, devam etmenizi sağlayan şey nedir?

Erkan İşeri
Kitaplar piyasaya çıkalı henüz 15 ya da 20 gün olmuştu. Yayınevi bu kez de Çanakkale’de düzenlenecek bir kitap fuarında bana imza günü organize etmişti. Tabii hâlâ gıcır gıcır, yepyeni bir yazarım. O günlerde nerede bir kitabevi görsem içeri girip büyük bir heyecanla kendi kitaplarımı arıyordum ama nafile, baktığım hiçbir kitabevinde bulamıyordum. Normal koşullarda, çok okunan bir yazarın kitabı bile okura öyle kolay kolay ulaşmaz, birkaç ay süreç ister; yani o fuardan pek beklentim yoktu. Bunların farkında olarak gittim. Tam da tahmin ettiğim gibiydi, fuarda okurdan çok yayınevi ve yazar vardı. Organizatörün yetersiz tanıtımı ve alınmayan izinlerden ötürü kitap fuarı olduğunu bir tek oradakiler biliyordu. Açıkçası fuar alanı bomboştu. İmza günüm böyle başlamıştı, yapacak bir şey yoktu, günümüzü bitirip çekip gidecektik. Yürekli Robot Rowni 1, Hayalim Messi 1, Hayalim Ronaldo 1 ile bakışarak geçen birkaç saatin ardından enteresan bir şey oldu. Ortam sessizleşmişti, kafamı kaldırıp etrafa baktım. Kahverengi deri ceket giymiş öz güven yüklü bir adam (belli ki rütbeli asker) dokuz-on kişiden oluşan beyaz üniformalı uzun boylu genç askerleriyle birlikte standlardaki kitapları
inceliyordu. Herkesin gözü, fuarın bu ilk ziyaretçilerinin üzerindeydi. Kimden kitap alacak, hangi yazara imzalatacak?… merakla bekliyorduk. Bizim yayınevini bilmem ama benim kitapların hiç şansı olmadığını bildiğim için oradaki en kaygısız kişi bendim. Kafamı çevirip ‘Ne kadar da güzel görünüyorlar’ diyerek kitaplarımı süzmeye devam ettim. Fuarın gerçek anlamda gözde ziyaretçileri bizim standı teğet geçip gittiler. Fakat grubun en meraklısı gerilerde kalmış, kitapları seyrede seyrede yürüyordu ki ‘Hayalim Messi’ kitabını görünce ne yapacağını şaşırıp standın üzerine uçarak kitabı kaptığı gibi kaçtı. Olaya son anda şahitlik eden yayıncı dostum neler olduğunu sorunca “Her şey bir anda olup bitti, göz göre göre kitap çaldırdık.” dedim. İkimiz de gülüyorduk. Çok geçmeden bir tabur askeriyle rütbeli abimiz bizim standın önünü bastı. “Eyvah” dedim “Hapı yuttuk kesin” Ama hapı niçin yuttuk bir fikrim yoktu. Yayıncımla şaşkın şaşkın birbirimize bakarak olayı anlamaya çalışıyorduk. Aklımda bir sürü şey dolaşıyor, acaba neyi yanlış yaptık filan tuhaf tuhaf şeyler düşünüyorum. O sırada rütbeli abimiz büyük bir mutlulukla “Bunu arıyordum, sonunda bulduk.” dedi. Bunu işittiğimde “Tamam sorun yok, oğluna hediye alacak” diye düşünüyordum fakat aynı mutluluğu yanındaki askerlerin yüzünde de görünce yanıldığımı anladım. Tüm Türk Deniz Kuvvetleri toplanıp benim kitabı okumayacaklardı herhâlde? Rütbeli abimiz ‘Hayalim Messi’ kitabını elinden bırakmadan ‘Hayalim Ronaldo’ya sarıldı. “İkinci bu mu?” deyip arkasını çevirdi, önünü çevirdi, onu bırakıp Rowni’yi aldı. Âdeta çıldırmış gibi çevirip çevirip kitapları inceliyordu. Dedim, herhâlde kitap yasaklama-toplatılma işlemine artık denizciler bakıyor. Çünkü ondan önce fuarı zabıtalar basıp tüm yayınevlerine ceza kesti, sonra farklı farklı resmi kurumlardan gelip herkesin kitaplarını, bandrollerini filan incelediler, ben hâlâ oradayım. Yerimden kalkıp “İkincisi henüz çıkmadı efendim.” dediğimde kafasını geriye atıp gözlerini yumarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını görünce daha fazla dayanamayıp sordum.
Meğer rütbeli abimiz İsviçre’de eğitim gören oğluna bir hafta önce hediye olarak Hayalim Messi kitabını alıp ziyaretine gitmiş. Türkiye’ye geri döndüğünde ise oğlu arayıp 2. kitabı istemiş o da kitap fuarı olduğunu duyunca sırf ‘Hayalim Messi’ için fuara gelmiş. Uzatmayayım; çok duygulandım, gözlerim doldu. Çünkü rütbeli abimiz, kitabı göğsüne bastırmış öyle tutuyordu. Oğluna duyduğu hasretin ne boyutlarda olduğunu anlamak hiç de zor değildi. O an oğlunu mutlu edecek şeyi uzatamamanın ızdırabını duymaya başlamıştım. Yayıncı dostum telefonla görüştürmeyi teklif edince yüzündeki mutluluğu görmeliydiniz! Derhâl telefonu çıkarıp aradı, “Bak şimdi seni kiminle konuşturacağım?” deyip telefonu uzattı. Uzun uzun konuştuk, en kısa sürede 2. kitabı yazacağımı söyledim. Babası diğer kitapları da alıp imzalattı. İşte o gün tüm kitaplarımın devamını yazma kararı aldım. 2014 Ekim ayında da 2. kitap çıktı. Aslında kitapların devamını çocuklar sayesinde yazabildim, o kadar çok istiyorlardı ki dikkate almamak mümkün değildi. Hepsini çok seviyorum.

Erkan İşeri’nin tüm kitaplarını incelemek ve satın almak için aşağıdaki linke tıklamanız yeterli.

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir